|
Selim Eyüboglu Wong Kar-Wai Ne Kadar Güncel? Wong Kar Wai filmlerinin aslen öğrencilere yönelik ama başka herkese de açık olan toplu gösterisinin ilki oynadı BİLGİ Üniversitesinde (1). Çarpıcı, hatta deneysel sinema diliyle tanınan ve dünyada kültleşen Hong Kong'lu yönetmen Won Kar-Wai'in filmlerinin çoğu Türkiye'de henüz gösterilmedi. Wong Kar-Wai'nin ilk filmi, 'As Tears Go By' (Göz Yaşları Akarken) bir nevi Martin Scorsese'nin de ilk filmi olan 'Mean Streets' in uyarlaması gibi: Küçük Mafya ilişkilerinden gelme büyük kardeşin (Andy Lau) sık sık taktığı borçları ödeyip, hakaret ettiği düşmanlarından kurtarması gereken baş belası bir kardeşi vardır. Andy Lou mafya hayatını başarıyla yürütmesine rağmen sosyal ilişkilerinde girişken olmadığı için hayatı sönük bir şekilde geçerken günün birinde tesadüfen karşılaştığı kuzenine aşık olur. Ama küçük kardeşini son bir kez beladan kurtarması gerekmektedir. Konu seçimi ve olayların akış örgüsünü nerdeyse arka planda bırakarak Scorsese'nin filmi gibi tema ve atmosfer yaratmayı amaç edinen bu filmin çarpıcılığı bir bakıma anlatımın 'şiirselliğinden' kaynaklanıyor. Ama bu terimin çağrışımları Türkiye'deki alışılagelen kullanımından oldukça farklı: Türkiye'de genellikle şiirsel olanla, akıcı, lirik,ve duru olan kastedilip hatta bir kadın için bile nerdeyse 'yüzü şiir gibi' betimlemesi kullanılabilirken, yazın kuramlarına geçen 'şiirsellik' kavramının içerdikleri oldukça farklı. Marksist edebiyat kuramları tarafından dışlanan ve çokça küfürle eş değerli olan 'Rus Biçimcileri' adıyla tarihe geçen akımın temsilcileri, yirmili yıllarda 'sıradan' ve gündelik olan düz yazıdan ayrı tuttukları şiirseliği, ölçü, ya da kafiye gibi her türlü yazınsal öğenin ön plana çıkararılarak mesajın algılanmasını çetrefilleştiren bir tarz olarak tanımladılar. Filmde de şiirselliğe en yakın anlatım öğesinin montaj olduğunu savundular. 'As Tears Go By' filmini görmüş olsalardı muhtemelen karşılarına çıkacak olan en çarpıcı özellik yavaşlatılmış ve bazı anlarda görüntünün donarak tekrar devam ettiği, ya da yavaşlatılmış sahnelerin çok kısa tutularak yerlerini başka sahnelerin alışı olacaktı. Aynı Rus Biçimcilerinin tanımladığı gibi bu tarz bir yöntem filmi kolay yutulur bir lokma olmaktan çıkararak tüm dikkatlerin anlatım dilinin üzerine odaklanmasını sağlıyor. Ama bu hiç bir zaman arkaik bir tartışmayı hatırlatan 'biçim uğruna biçim' arandığı anlamına gelmiyor. Çünkü anlatım tarzları sürekli yenilendiği için bir kere biçimsellik özgürlüğüne kavuşturulduğunda anlatılan da kesintisiz olarak değişime uğruyor. Filmin olay örgüsü klişelerle dolu. Ama tam da bu durum Rus Biçimcilerinin sürekli altını çizdiği bir ilkeyi hatırlatıyor: Konu sıradan mı? Anlatımıyla oyna ve onu alışılmadık bir biçimde tekrar sun. Salonda toplam dört kişi filmi seyretti ama bu hiç de şaşırtıcı değildi. Çünkü 'şiirsel' anlatım hiç bir zaman kitleleri çekmeyi hedeflememişti. (1) http://www.bilgi.edu.tr/vcd/wkw/ | ||||||||||||||||